Ligin değişmez ihtiyacı: Pivot santrfor

13.06.2022
Ligin değişmez ihtiyacı: Pivot santrfor


Dünya futbolunun trendleri her geçen gün değişiyor.

Oyun, hızla birlikte sahayı daha geniş alabilme ve her şeye hükmedebilme gayesiyle fizyolojik parametleri ve top kullanım becerilerini maksimum noktaya taşımayı mecburi kılıyor.

Bunun bir sonucu olarak son 5-6 yılda tek vuruş golcülerinin, menajerlik oyunları diliyle “fırsatçı golcülerin” modası fazlaca geride kaldı.

Icardı şeklinde örnekler artık sahayı başka bir forvetle paylaşmadıkları senaryolarda 1 verip 4 götürüyor, ekibi taşıyan değil ekip tarafınca taşınması ihtiyaç duyulan parça haline geliyorlar.

Oyunun öncüsü takımlar Benzema, Kane şeklinde orta saha özellikleri de barındıran santrforlara haiz olamadıklarında ‘düzmece forvet’ düzenleri kurmaya eğilim gösterebiliyor.

Takımlar, gol yükünü ağırlıkla orta saha ve kanat oyuncularının çekmiş olduğu, ileri uçta vazife meydana getiren adların beklenti tanımlarının tamamen değişmiş olduğu sistemlerle karşımıza çıkabiliyor.

Sadece Türk liglerindeki “pivot santrfor” zorunluluğu tükenmiyor.

Birkaç paragraf süresince Türk kulüplerinde niçin ağırlıkla pivot özellikli forvetlerin başarı göstermiş olduğuna, değişik modellemelerin hangi engellerle karşılaştığına ve bahsi geçen santforların hangi yönden kaçış yolu hazırladığına değineceğiz.

Eksikliklerimizle başlamış olalım.

Türkiye’de niçin ‘düzmece forvetler’ çoğunlukla tercih edilmiyor?

Forvete değişik pozisyondan bir oyuncu devşirmenin birkaç kazanım amacı var.

Bunların tepesinde oyunu hızlandırmak yatıyor.

Tepe kulüpler, daha süratli hareket etmek, topu daha acele geri kazanmak, sahanın her noktasında top taşıma tehdidine haiz olabilmek ve dar alan becerisini yukarı çekmek için kanat yada orta saha oyuncularından düzmece forvetler üretiyor.

Bunu elde eden oyuncularda aranan birkaç etmen var. Elbet ki gol vuruşlarının iyi olması, sırtı dönük top alabilmeleri, klasik santrfor şeklinde tek vuruş üstünden şekillenen bir rolleri olmadığı için üçüncü bölgede doğru karar verebilmeleri ve sahaya müdafa eforu koymaları gerekiyor.

Düzmece forvetli düzenlerde saldırı hatlarının boy ve kalıp üstünlüğü kısıtlı olduğundan müdafa dengesini hızla bozabilmek elzem. Bu hızı yakalamak da büyük bir sarmal ile sağlanabiliyor.

Topla ilişkisi iyi ve atletik oyuncular tercih etmek, birbirini tamamlayıcı ve sahanın her bölgesinde tehdit olabilecek hatlar oluşturmak, yalnız saldırı hattı özelinde değil, topu hücuma taşıyabilecek her bölgede pas ve koşu hızını yakalamak gerekiyor. Ek olarak bu oyuncuların aynı seviyede kalabilmeleri ve bu tempoyu tüm sezona yayabilmeleri için mükemmel antrenman programları düzenlenmesi mecburi hale geliyor.

Türkiye’de bundan önceki paragrafın içini dolduran etmenlerin neredeyse hiçbiri sağlanamıyor. Oyuncu sirkülasyonu fazlaca süratli aşama kaydediyor ve ekip iskeletinin 3-4 yıl süresince korunabildiği yapılar da yaş averajı yüksek, düşük tempolu takımlar oluyor. Zira onları sürem boyu dinamik kılacak idman pratiğine haiz değiliz.

Yakın tarihte, şampiyonluk hedefleyen takımlar içinde Abdullah Avcı’nın Başakşehir’inin Robinho üstünden düzmece forvet denemesinde bulunduğunu hatırlıyorum. Ekip düşük tempolu set oyunu oynadığı için Robinho’nun ileri uçta olduğu saldırı hattı müdafa dengesini bozamıyor, üzerine üstlük ikinci çıkış planı olan Adebayor’a uzun toplardan da yoksun kalınıyordu.

Bu sürem, Francesco Farioli’nin Alanyaspor’unda Emre Akbaba ağırlıklı olmak suretiyle düzmece forvet denemeleri gördük. Alanyaspor sezonu iyi de bir noktada tamamlamış oldu sadece koşu alanı tanımayan, topu bırakan ve kaliteli set savunması meydana getiren pek fazlaca ekibe karşı sorun yaşadılar.

Pivot santrfor hangi konforu sağlıyor?

Süper Lig’in oyunu örme şekilleri yalnızca temel futbol ezberlerine dayalı.

Pek fazlaca ekip, müdafa önünü çift pivotla güvenliğe alıp saldırı hattından oyuncu eksiltiyor. Organik olarak bu tercih oyun kurma hızını ve standardını etkiliyor. Müdafa önünde çevre kontrolü iyi olan, paralelinde bir oyuncuya gereksinim duymadan top çıkarabilen futbolcuların bulunmuş olduğu takımlar de bu oyuncuların sağlığına ve formuna fazlaca bağımlı hale geliyor. Genel anlamda bu düzeni korumak için pres ve tempodan kısıp sakatlık, bitkinlik şeklinde faktörlerin önüne geçmeye çalışıyorlar. Haliyle oyun yavaşlıyor.

Ligin ilk yarısında puan farkını devasa yükseklikte seviyeye çıkaran Trabzonspor’un ikinci yarıdaki düşüşü birazcık klişe nedenlere bağlanmıştı. Bana nazaran bu düşüşün altında bir üst paragraftaki ipuçları mevcut. İlk yarıda Edgar ile ekip boyunu kısaltabilen, Berat ya da Hamsik’in müdafa önündeki köprü rolüyle topu ön beşliye taşıyabilen Trabzonspor, ikinci yarıda üç oyuncusunu da yitirdi.

İşte pivot santrforun kıymeti burada devreye girdi.

Şubat ayının sonlarından itibaren bordo-mavili ekibin en mühim üçüncü bölgeye geçiş silahı Cornelius’un yüksek top hakimiyeti oldu.

Birinci planı bocalayan Trabzonspor ya da birinci planı aslına bakarsanız kaliteli olmayan pek fazlaca kulübümüz, sırtı dönük oyunu güçlü ve fiziken stoperlere üstünlük kuran santrforlar yardımıyla rakip alana yerleşiyorlar.

Denge bozacak kadar süratli hareket edemeyen ve savunmadan hücuma çıkış planları seçkin seviyede olmayan takımlar, sırtı dönük oynayabilen saldırı oyuncularının bağlantılarıyla kaleye yaklaşabiliyor. Ek olarak pivot santrforlar, çoğunluğun topun arkasında beklemeyi tercih etmiş olduğu ligimizde en temel set açma şekillerinden önde gelen kenar ortalarında da etkili olabiliyor.

Bu tip forvetler, Anadolu’da görmeye alışık olduğumuz ve talep edilen süratli kanat oyuncuları için de kıymetli hale geliyor.

Ligimizin bütçeleri ve zayıf oyuncu ağlarıyla atletizm ve beceriyi birleştiren oyuncular bulabilmek kolay değil. Haliyle süratli kanat oyuncuları kendilerine duvar arıyor ve alan istiyor. Bu duvarı oluşturmak, bu alanı sağlayabilmek için stoper markajını üstüne çeken, kalıplı ve pas bağlantısını sağlayabilen forvet aranıyor.

Kısa özetiyle pivot santrforlar, takımlarımızın sahada uygulayamadığı pek fazlaca aksiyonu yalnızca oyuncu profilleri buna uygunluk gösterdiği için sağlayabiliyor ve bu yüzden Avrupa’nın geneline nazaran Türkiye’de daha çok rağbet görüyor.

İstisnalar olmadı mı?

Zirve hedefi koymayan takımları dahil edersek sayıları fazlaca fazla. Zira bu takımlar hareket alanı bulma mevzusunda şampiyonluk hedefleyen ekiplere nazaran daha avantajlılar.

Şampiyonluk seviyesinde ya da averaj üstü takımlarda oynamış, direkt pivot profilinde sayılmamasına karşın başarı göstermiş olmuş forvet örnekleri mevcut. Örnekleri elbet ki çoğaltılabilir sadece aklıma ilk olarak Cenk Tosun, Ümit Bozok, Adem Büyük şeklinde adlar geliyor.

Bu oyuncular, tüm bir yazı süresince ifade ettiğim tiplemenin kopyası olmamakla birlikte sırtı dönük oynayabilen adlar olmalarıyla ayrışıyor. Ek olarak geniş bir gol repertuvarı sunuyorlar.

Ligin son 10 senesinde pivot kimliğinde olmayan en başarı göstermiş santrfor Burak Yılmaz oldu. Onun başarısında oyun tarzının gerektirdiği şeklinde fazlaca fazla pozisyona girebiliyor ve net gol vuruşu yapabiliyor olmasının yanında, kendisine konfor alanı sağlanması da etken oldu. Şenol Güneş’le çalmış olduğu seneler haricinde çoğunlukla sahayı ve organik olarak stoper markajını başka bir forvet partneriyle paylaşıyordu.

Tüm yazıyla çelişen en net örnek olan Şenol Güneş-Burak Yılmaz birlikteliği de verimini değişik şekilde oluşturuyordu. Şenol hoca, Burak’ın ileri uçta tek oynadığı dönemlerde takımın baskı hattını birazcık daha orta bloğa yakın bir noktaya çekiyor, takımının topu kazanınca hareket fırsatı bulmasını sağlıyor ve haliyle Burak’ın istediği ‘yüzü dönük top alma’ ortamını hazırlıyordu.

Bunun en belirgin örnekleri olan 2011-2012 Trabzonspor’u ve 2018-2019 Beşiktaş’ı, bağlantı yapabilen bir forvet olmaması sebebiyle maç genelinde hakim oyun oynayamasalar da kadro potansiyelinin üstünde netice alabilen ve Burak’ı parlatabilen takımlardı.

“Lige uygun forvet”

Kapanışı çoğumuzun sevmediği bu tabirle yapalım.

Cornelius, Okaka, Diouf, Adebayor şeklinde Türkiye’ye gelmeden bir sürem öncesini, Vedat Muriqi şeklinde Türkiye kariyeri sonrasını verimsiz geçirmiş forvetler, oyun yapıları itibarıyla Süper Lig’de büyük başarı yüzdesi yakalıyor.

Hatta bunun zıt örneğini, yüzü dönük oynayabildiği ve alan bulabildiği liglerde fazlaca başarı göstermiş olmuş santrforlara (Berisha, Samatta vb.) yatırım yapmış olup umduğunu bulamayan Fenerbahçe ya da şampiyonluk sonrası Batshuayi deneyimiyle Beşiktaş şeklinde ekiplerle de verebiliriz.

Oyunun hızını artırabilecek binbir gerçeği bir araya getirebildiğimiz güne dek, Süper Lig’de istikrar yakalamış oyuncular içinde ağırlıkla sırtı dönük oyunuyla öne çıkan santrforları görmeye devam edeceğiz.

Aboubakar, Niang, Sörloth, 2018 Gomis’i şeklinde her oyuna hitap eden forvetleri ve onlara duyduğum hayranlığı selamlayarak satırları noktalıyor, zaman ayıran her insana teşekkür ediyorum.



YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.